Twitter

Taş Mektep

Yazar: Gökhan KalanTarih: 16 Şubat
tas

Son zamanlarda, komedi filmlerini komik çekmeyi beceremiyoruz ama tarihi filmleri gülünç çekmeyi gayet iyi beceriyoruz maalesef. Bunun son örneği Taş Mektep. -Tarihi bir filmin, hele bir kahramanlık öyküsünün gülünç olarak tabir edilmesi oldukça acımasızca, farkındayım-

Oysa gerçekten etkileyici bir hikaye, Kayseri’de 63 lise öğrencisinin gönüllü olarak Kurtuluş Savaşı’na katılması. Ve oldukça da dramatik, tamamının şehit düşmesi.

 

Taş Mektep, bu öğrencilerin gönüllü olarak savaşa gidip, hiç birinin geri dönememesini anlatırken, vatan millet sakarya ajitasyonundan öteye gidemiyor. Tamam, gişeye oynayan kahramanlık filmleri, seyircinin vatanseverlik, milliyetçilik duygularına oynar -başta Hollywood olmak üzere-  tüm ülke sinemalarında da. Türk sineması zaten bizi bize anlatmaya bayılır. Taş Mektep’ten bu şartlarda, insan hayatını ön plana koyan savaş karşıtı bir dil beklememizin olanağı yok zaten. Hadi bu dili kabullenelim. Ancak, filmin öyle bir senaryosu var ki, öyküyü anlatmak bir yana, gülünç durumlara düşürüyor film kendini.

Yönetmen Altan Dönmez, bir yan hikayenin de gerekli olacağını düşünmüş ve öğrencilerden birinin abisini asker kaçağı yapmış. Bu yan hikayeyi de filmin finaline öyle bir bağlamış ki, ne bir mantığı var, ne finale bir katkısı, ne de filme de bir yararı.

Kayseri’den kalkıp günlerce Polatlı’ya  kadar yürüyen öğrenciler,  Rum mahalle arkadaşları ile karşılaşıyorlar, hem de tam savaş meydanında. Rum çocuğun vatan savunması diye bir derdi de yok ama Türk öğrencilerden fazla heyecanlanıp, batıdan gelen Yunan birliklerine katılmış kaşla göz arasında ve nedense..

Ya da öğrencilerinin mi başında, komutanın mı peşinde olduğu anlaşılmadan savaş meydanında koşuşturan öğretmene ne demeli?

Diyaloglar zaten müsamere seviyesindeyken, bir de üstüne senaryo saçmalıkları da eklenince, Taş Mektep’i izlemek zulüm hale geliyor bir süre sonra.

Oysa Altan Dönmez, en azından bu güzel hikayeyi sade bir şekilde, bağırmadan, ajite etmeden, incelikli bir şekilde anlatmayı seçseydi – ya da becerebilseydi- sırf öykü bile kurtarabilirdi filmi.

Sermiyan Midyat, nasıl Hükümet Kadın’da hikayenin trajikomikliği ile yetinmeyip, devamlı bir güldürme arayışına girip başarısız olduysa, Taş Mektep’te de benzer bir durum var. Bu sefer de Altan Dönmez, devamlı olarak hikayeyi daha da hamasileştirme ve dramatize etme peşinde. Bunu yaparken de 70’lerdeki Sezercik Küçük Mücahit, vs.  filmleri çiğliğine düşüyor neredeyse.

Evet, işgal güçleri her zaman kötüdür, amenna. ( Gerçi söz konusu Osmanlı işgalleri olunca, fetihler de kahramanlık destanı oluyor da, konumuz o değil) Ancak, Ezan okuyan müezzinin Yunan askeri tarafından vurulması, neredeyse tüm kadınlara tecavüz edilmesi, çocukların öldürülmesi gibi, düşmanının abartılmış vahşeti üzerinden kahramanlık hikayesi anlatılmasına benim itirazım.

Teknik konulara gelirsek, görüntü yönetimi başarılı en azından. Müzik kullanımı ise felaket. Her büyük cümleden sonra giren müzik sabrı zorluyor.

Oyunculuklar ise genel olarak film kalitesinin üzerinde. Ancak  “ Kısacık rolüyle harikalar yaratmış” kalıbını tersine çevirircesine, Feride Çetin kısacık rolüyle facia yaratmış.

 

Türk tarihinde bir çok olayın niye sinema filmi yapılamadığını düşünür, Hollywood’a öykünürdük yıllarca. Oysa şimdi daha fena.  Heba ediyoruz birer birer, başyapıt olabilecek öyküleri. Hoşcakal Yarın, Güz Sancısı, Veda Fetih 1453, Çanakkale 1915 derken son olarak da Taş Mektep ekleniyor bu harcanan öykülere..

Yazar Hakkında ⇩

Radyo-tv- sinema okudu. Radyo dinliyor, Tv'de çalışıyor, sinema yazıyor.Din,dil.ırk ve gelir seviyesi yüzünden insanlar arasında ayrım yapılması en nefret ettiği şey dünyada. Türk Sinemasına olan ilgisinin Eşkiya ile birlikte başladığını söyler ama seksenli yıllarda komşularla videodan izlenen Küçük Emrah filmlerini itiraf etmez. Bir de Fenerbahçeliliği var ki, onun konumuzla hiç alakası yok. [Yazarın Tüm Yazıları]

Yoruma kapalı yazı.

Deneyimli ya da amatör sinemacıları alanında uzman isimlerle buluşturan Akademİda’nın 2013 atölyeleri için başvurular başladı.   Temmuz ve Ağustos aylarında [...]

Posted 411 gün önce

Günlerden bir mayıs günüydü. 31 Mayıs günüydü. Ufacık bir kıvılcım, dünya çapında koskoca bir yangın başlatmıştı… Pek uzak olmayan bir [...]

Posted 418 gün önce

Mind The AD İstanbul tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen 3.Uluslararası Engelsiz Film Festivali 20-25 Mayıs 2013 tarihleri arasında gerçekleşiyor.   [...]

posted 431 gün önce
KARI-KIZ-MARKSİZM - Meçhul Muhayyil Reyhanlı ve ‘Aşkın Coğrafyası’

Reyhanlı’da üç bomba patladı. Haberlere son kez baktığımda, kırk iki ölü vardı. Kırk iki insan. Kim bilir neydi onları o [...]

TÜRKİYE SİNEMASI - Gökhan Kalan Halam Geldi

Verilen isimler masumlaştırıyor bazen gerçekleri. İşin vahametinin yanında öylesine masum kalıyor ki tanımlar.. Çocuk gelinlerden bahsediyorum. Ne kadar sevimli değil [...]

KIRMIZI VE SİYAH - Ceren Cevahir Gündogan Umay Umay: İki Damla Suyla Camda Karşılaşmak…

Umay Umay, 34 U 442/Veda Busesi, Orospu Kırmızı, Rüya Duvarları, Bütün Güzel Çocuklar Şüpheli, Sokaklar Uyudu Artık Öpüşebiliriz’den sonra geçtiğimiz ay yayımlanan [...]