Eğitim sistemiyle ciddi sorunları olan biri olsam da, bu sene bir dersten ciddi manada keyif alıyorum ve haftanın gelişini iple çekiyorum. Dersin adı, çok fazla bir şey vadetmiyordu sene başında aslında…Bireysel farklılıklar.Yine Kpss sınavına yönelik, aynı şeyleri beşyüzüncü kez duyacağımız tekrardan ibaret bir süreç gözüyle bakıyordum. Ama öyle olmadı açıkçası. Aşağıda anlatacağım hikaye için, önce, hazırlayıp sunanlara, teşekkür etmek istiyorum.
Hikayemiz trajik bir hikaye. Toplumsal cinsiyet konusunda da incelenebilir, sosyal öğrenme kuramı açısından da yaklaşılabilir ama işin insani boyutu ürkütücü boyutlarda. İnsan hayatıyla oynamanın direk sözlük karşılığı bir vaka.
Sene 1965. Amerika’da fakir bir çiftin ikiz erkek çocukları olur, ikizlerin 8 aylıkken sünnet edilmeleri gerekir. Kışa denk gelen operasyon esnasında, ikizlerden Bruce isimli bebeği sünnet eden hekim, koter kullanarak yanlışlıkla bebeğin tüm penisini kül eder. Küçük kasabada çözülemeyecek bu olay için, aile hemen büyük bir şehre, daha gelişmiş imkanlara sahip bir hastaneye nakledilir. Büyük şehirde genç, fakir ve yüksek ihtimalle ailelerinden kaçak şekilde evlenen çifti Dr. John Money ile karşılaşır. Halihazırda, yıllardır sosyal öğrenme kuramının etkisiyle, “cinsiyet genetiğe değil, yetiştirilme tarzına bağlıdır” diyen doktor için bu kaçınılmaz bir fırsattır. Aileyi, penisi olmayan bu çocuğu kız gibi yetiştirmeleri için ikna etmeyi, çeşitli yollarla, başarır. İsmi de değiştirilen bebek, Bruce’luktan Brenda’lığa ve aslında hem kendisi için,hem de ailesi için sonun başlangıcına doğru ilerler.
Brenda büyüdükçe, davranışlarındaki erkeksilik hiç değişmez, en ufak bir gelişme bile göstermez. İkiz kardeşiyle oynar, yeri geldiğinde onu dövdüğü bile olur. Kardeşi de bu durumdan etkilenmeye başlar. Aile topluca depresyondan depresyonlara yelken açar ama Brenda’nın içindeki Bruce hep yaşar. Bu esnada, doktor ise yazdığı makalelerde başarılı ! süreci anlatmakta ve teorisinin nasıl da doğruluğunun kanıtlandığı duyurmaktadır. Brenda’ya sürekli hormon yüklemesi yapılır. Göğüslerinin çıkacağı ve elbet düzeleceği söylenir. Ancak Brenda ,ya da Bruce, arada kalmışlığı içinde, kendi durumunu şöyle çarpıcı bir şekilde tanımlar: “ I thought, I was an it.”
“Zorla kadın” Brenda intihara kalkışır ve ailesi gerçeği ona açıklar. Büyük bir rahatlama hissi duyar, tekrar hormon tedavisi başlar ancak bu sefer damarlarından erkeklik hormonları akar.İsmini David olarak değiştirir.Taşlar yerine oturmuş gibidir .Ancak kısa süreli bu ferahlık, öteki kardeşin intihar etmesiyle son bulur. Evlilik hayatı da kötü giden David ya da Bruce da ağabeyi gibi intihar eder. Doktor John Money ise başka denekler aramaya ve onların hayatlarını da karartmaya devam eder.
Çok çarpıcı değil mi? Ben de ilk dinlediğimde çeşitli nidalarla karşılık verdim, hem üzüldüm, hem doktora sövdüm. Ama yitip giden hayatı döndürmek için, yeni bir din yaratmaya ihtiyacınız var ki şimdikiler bu kadar sorun çıkarıyorken,bu biraz imkansız gözüküyor. Peki bu örneği, eşcinselliğe hala “özentilik sonucu oluşan ahlaksızca, pis işler” gözüyle bakılan ülkemizde, işlerin aslında öyle yürümediği, cinsiyetin, kişinin kendi seçimi bile olmadığının kanıtı olarak verebilir miyiz? Bir nebze olsun, kimliklerden sıyrılıp insanlığa doğru ıslık çalarak yürünebilir mi? “Normal !” bir erkek olarak bunları yazarken, acaba ne der’leri bir an olsun düşünmemi ne değiştirir?
Bu ülkenin Kürt sorunu yok! Bu ülkenin Türk sorunu yok! Kadına şiddet erkeklerin sorunu değil! Aleviler’e Sünniler zulüm yapmıyor. Bariz bir şekilde insana, kimliksiz, çıplak, ön yargılardan arınmış şekilde yaklaşmaya ihtiyacımız var. Yoksa bitmeyecek bizdeki bu İnsan sorunu.





















İlgi çekici bir dersmiş gerçekten de. Ben dişil ve eril enerjilere sahip olarak doğduğumuza inanırım, cinsiyetin dışında. Cinsiyetin içindeyse, baskın olan eril ya da dişil enerjimiz doğrultusunda sexuel dünyamızın şekillendiğine… İsviçre’de şu sıralar, anlattığın örnektekine benzer, çift cinsiyetli doğup ailelerinin seçimiyle bebekliklerinde ameliyat geçirip, büyüdükçe kendilerini seçilmeyen cinsiyetten hisseden bireylerin kendileri gibi bireylerle buluşma-örgütlenme çabaları yaygın. Güzel bir yazı, eline sağlık. Modern tıbbın dandik denekliğine kurban gitmemek dileğiyle!