Twitter

Hükümet Kadın

Yazar: Gökhan KalanTarih: 1 Şubat
img_558711

1950’lerin Demokrat Parti Türkiye’si..  Kocasının ölümünden sonra, kendini Midyat’ın belediye başkanı olarak bulan, okuma yazma dahi bilmeyen, politikanın p’sinden  anlamayan Xate’nin  hikayesi Hükümet Kadın.

O yıllarda -hele bir de- Güneydoğu’da kadın belediye başkanı.. Nereden bakarsan, keyfi ve mizahı içinde olan bir öykü. Ancak Sermiyan Midyat’ı , öykünün içindeki doğal mizah kesmemiş olacak ki, başına silah dayamışlar gibi her cümlede espri yapma telaşına düşmüş. Ve bu esprilerin çoğu mizah yönünden oldukça fakir. Hikayede eğreti duran, çoğu günümüz klişe esprilerinden oluşan senaryonun, filmin sempatisine ve doğallığına verdiği zarar büyük olmuş. Karl Marx için, polisin bir devrimciye “ şu aksakallı dedenden utan” dediği varsayılan -ve neredeyse bilmeyenin kalmadığı- şehir efsanesinden türetilen esprinin, bu filmin öyküsünde ne işi olabilir. Veya yine herkesin bildiği, iki inek üzerinden anlatılan sosyalizm  fıkrasının, filmde ne yeri var ne de bu eğretiliğe razı olunacak komikliği. ( Ki “ iki ineği devlet alır sütünü de satar” kapitalizmin tanımı olacakken, buna faşizm denilerek, herkesin bildiği bu fıkra bile yanlış aktarılmış)

Bir de sadece bu filmin değil, genel anlamda Türk sinemasının sorunlarından biri de, filmin türü komedi ise, inandırıcılığın dert edilmemesi. Absürd komedi yapmıyorsan her filmin inandırıcılığa ihtiyacı var. Midyat’ın filminin hem öyküsünün ilginçliği, hem de gerçek olaydan uyarlanması açısından absürd anlatıma hiç ihtiyacı yokken, Midyat ısrarla filmi bu çizgiye çekmiş. 7-8 tane kızın tünel kazarak su borularını evlerin altından geçirmesi, müfettişin mayına oturup kepçe ile taşınması gibi. Hiçbir gerçekçiliği olmayan bu sahnelerin gerçek hikayeden alıntı bir filmde olmasının açıklaması “ sonuçta komedi filmi” cümlesi olmamalı.

Fötr şapkalar ve çizgili takım elbiseler dışında filmin 1950’ler Türkiye’sinde geçtiğini gösteren hiçbir detay yok neredeyse. Mizahtaki özensizlik, sanat yönetiminde de göze çarpıyor. Sermiyan Midyat’ın langır lungur anlatımının tek yararı, filmin temposuna yaptığı katkı olmuş. Evet, kötü esprilere rağmen film sıkmıyor, pek  de sarkmıyor. Kaçan boğalar veya kavga sahnelerindeki gibi, Emir Kustirica tarzı bol oyunculu, kalabalık, gürültülü sahneler başarılı. Ki Semir Aslanyürek’in Şellale’sine veya Yüksel Aksu filmlerine benzer bu anlatıyı, Midyat önceki filmi “ Ay lav yu”da da başarmıştı  (Ay lav yu’nun doğaçlamaya dayalı mizahı ise bu filmin çok daha ilerisindeydi)

Sermiyan Midyat, esprileri Yılmaz Erdoğan kıvraklığında tutabilse  veya Beynelmilel’deki gibi, hikayeyi sadece doğal akışındaki mizaha bırakabilseydi, belki Hükümet Kadın da iz bırakan bir film olabilirdi.

Müzikler ve oyunculuklar ise  olumlu cümleleri hakediyor. Özellikle Demet Akbağ, filmi izlenebilir kılan en büyük etken. O rolü Demet Akbağ dışında oynayabilecek ikinci bir oyuncu olduğunu sanmıyorum ülke sinemasında.

Şahan Gökbakar, Şafak Sezer komedilerinden sonra bu filmi daha üst bir noktaya koymak istesem de;  Bitmek bilmeyen boru döşeme esprilerini düşününce, en azından mizah anlayışı olarak çok da farkı yok diyorum maalesef.

 

Yazar Hakkında ⇩

Radyo-tv- sinema okudu. Radyo dinliyor, Tv'de çalışıyor, sinema yazıyor.Din,dil.ırk ve gelir seviyesi yüzünden insanlar arasında ayrım yapılması en nefret ettiği şey dünyada. Türk Sinemasına olan ilgisinin Eşkiya ile birlikte başladığını söyler ama seksenli yıllarda komşularla videodan izlenen Küçük Emrah filmlerini itiraf etmez. Bir de Fenerbahçeliliği var ki, onun konumuzla hiç alakası yok. [Yazarın Tüm Yazıları]

Yoruma kapalı yazı.

Deneyimli ya da amatör sinemacıları alanında uzman isimlerle buluşturan Akademİda’nın 2013 atölyeleri için başvurular başladı.   Temmuz ve Ağustos aylarında [...]

Posted 418 gün önce

Günlerden bir mayıs günüydü. 31 Mayıs günüydü. Ufacık bir kıvılcım, dünya çapında koskoca bir yangın başlatmıştı… Pek uzak olmayan bir [...]

Posted 425 gün önce

Mind The AD İstanbul tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen 3.Uluslararası Engelsiz Film Festivali 20-25 Mayıs 2013 tarihleri arasında gerçekleşiyor.   [...]

posted 438 gün önce
KARI-KIZ-MARKSİZM - Meçhul Muhayyil Reyhanlı ve ‘Aşkın Coğrafyası’

Reyhanlı’da üç bomba patladı. Haberlere son kez baktığımda, kırk iki ölü vardı. Kırk iki insan. Kim bilir neydi onları o [...]

TÜRKİYE SİNEMASI - Gökhan Kalan Halam Geldi

Verilen isimler masumlaştırıyor bazen gerçekleri. İşin vahametinin yanında öylesine masum kalıyor ki tanımlar.. Çocuk gelinlerden bahsediyorum. Ne kadar sevimli değil [...]

KIRMIZI VE SİYAH - Ceren Cevahir Gündogan Umay Umay: İki Damla Suyla Camda Karşılaşmak…

Umay Umay, 34 U 442/Veda Busesi, Orospu Kırmızı, Rüya Duvarları, Bütün Güzel Çocuklar Şüpheli, Sokaklar Uyudu Artık Öpüşebiliriz’den sonra geçtiğimiz ay yayımlanan [...]