Manşet, Politika & Medya — 04/02/2012 10:24

Şeytan’ın Avukatı Olmak; Ömer Dinçer -1-

Yazar:

Bu yazıyı, aforoz edilme pahasına yazdığımı baştan söylemem gerekiyor sanırım. Öğretmen (adayı) olarak, atama bekleyen öğretmenlerin gazabının ne denli fena olduğunu, önüne geçeni yakıp yıktığını bilmeme rağmen, bugün pek de onların istediği şeyleri söyleyemeyeceğim zira. Konu, Milli Eğitim tarihimizin gördüğü en ilginç bakanlarından birisi olan Ömer Dinçer ve öğretmen atamaları. Yaptıklarıyla, yapacağını söyledikleriyle, başından beri, alışılagelmedik bir imaj çiziyor yeni bakan ve çok büyük tepkilerle karşılaşıyor. Ancak bu tepkilerin ne kadarı yerli yerinde ve makul, ne kadarı abartılmış durumda. Artıları ve eksileriyle Ömer Dinçer’in karnesini oluşturmaya çalışacağım.

Maratonun çıkış noktası, öğretmen atamaları olacak haliyle. Zira en çok tepkinin yükseldiği, kıyametin koptuğu, tüm eğitim çalışanları ve müstakbel öğretmenleri kitlesel olarak Ömer Dinçer’den nefret ettiren konu bu süreç oldu. Bir önceki bakan Nimet Çubukçu’nun 55bin öğretmen atamasına dair söz vermesi tüm öğretmen adaylarında büyük bir umut yaratmıştı. Bu arada, Nimet Çubukçu’nun söz verdiği konuşmayı görebilmiş değilim, bulabilen varsa ve eklerse sevinirim. Bu vaatten sonra çeşitli atama dönemlerinde umduklarıyla karşılaşamayan öğretmenler amiyane tabirle ortalığı yangın yerine çevirdiler. Her yerde, her programda, sinema ödül gecelerinde, statlarda, genç bakışvari programlarda bu sorundan bahsettirmeyi başardılar ve bir motto üzerinde uzlaştılar: 44 bin atama! Ancak bu noktadaki sıkıntı, öğretmenlerin tek derdinin atanmak veya atanmamak üzerine olması. Yani, ülke geleceğinin tayininde söz sahibi olacak insanların umurunda eğitim kalitesi, düzgün programlanmış eğitim süreci falan yok. Atanalım, garanti maaşımızı alalım yeter tavrıyla davranan öğretmen adayları, Ömer Dinçer’den daha az bencil değiller bence. Ülkenin tüm gerçekleri ortadayken, boş oturacak, sınıf bulamayacak öğretmenlerin yaratılmasının hiçbir manası bulunmamaktadır. Tabii ki acil bir öğretmen ihtiyacı vardır ancak tek seferde bu ihtiyacın, KPSS bazında, göreceli olarak düşük puanlı öğretmenlerle doldurulması mantıklı değildir. Halen eğitim fakültelerinde okuyanlar mezun olduğunda nasıl bir boşluk açılacak ve iş imkanı yaratılacak, bunu sorgulayan yok. İnsanların bu konudaki hayalkırıklığını anlamak kolay, fakat kendisinden önceki bakan öyle dedi diye bu bakanı acımasızca eleştirmek çok tutarlı değil kanımca. Üstüne üstlük, öğretmen adaylarının tutarsızlığını gösteren son olay da, şubat ayı içinde 17 bin atamanın yapılacak olması oldu. Aylardır gündemi kasıp kavuran öğretmenlerin dayanışması bir anda yok oldu ve geriye kalan 27 bin öğretmenin akıbeti hakkında sesi çıkan kimse olmadı. Ömer Dinçer’in bu süreci başarılı bir şekilde yönetemediği çok aşikar, arada “gidin başka iş bulun” gibi gaflarda da bulundu ama totalde resmin bütününe baktığımızda, zaten yapabileceklerinden daha azını veya daha çoğunu yapmadığını görüyoruz. Böylesi plansız, programsız bir hükümet içinde optimum davranışları sergiliyor. Nimet Çubukçu mu daha iyiydi, Hüseyin Çelik mi, Erkan Mumcu mu? Hepsi lacivertin farklı tonları.

Öğretmen atamaları konusunda net bir şekilde suçlanacak tek kurum, başlı başına hükümetin kendisidir.10 senelik iktidarı boyunca sürekli Milli Eğitim Bakanı’nı değiştiren, iki yardımcı doçent bulunca üniversitelere bölüm açan, hiçbir plana programa sadık kalmayan, günlük kararlarla çocukları da, öğretmenleri de kaosa sürükleyen, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin baş kadrolarıdır. Eğitimi, eğitime dair tek kelamı olmayan adamlara teslim eden, işine geldiği gibi çocukları şekillendiren hükümet bugünkü çarpışıklığın ana faktörüdür. Bakan Ömer Dinçer’i ayrı tutup, tek başına eleştirmek ise, Türkiye’deki insanların kahvaltı yapar gibi rutine bağladığı, parçayı görüp, bütünü görememe hastalığının farklı bir tezahürüdür.

**Dipnot: Aslında yazı boyunca, özür durumundan atamaları, tablet pc dağıtımı, 19 mayıs gösterilerinin iptali vs. gibi diğer konulara da değinecektim ama çok uzun olacağı için, bu konuları haftaya bırakıyorum.

1 Yorum

  • Nimet Çubukçubub 55 bin sözünü buradan izleyebilirsiniz;
    http://www.youtube.com/watch?v=qIPjMZMph-E

    Yazınızla ilgili ufak bir yorum ekleyeyim. Atama bekleyen öğretmenler gerçekten boşa mı yaygara koparıyor? Atama bekleyen ingilizce öğretmeni olarak 2 madde de özetleyeyim;
    1-Sınıf öğretmenliğinden ihtiyaç rakamı olarak 6000 gibi bir rakamdan bahsedilmişti. Peki ne oldu? En son atamada 4900 sınıf öğretmeni atandı. Sonuç olarak sınıf öğretmenliğinden ihtiyaç rakamı ne oldu? 1100 mu hayır :) Sevgili bakanımızın en son açıkladığı rakamlara göre gene 6500 sınıf öğretmeni ihtiyacı varmış :) Yani bakan bey işin gerçeklerinden ziyade politikasında.
    2-En son katıldığı hemen hemen tüm programlarda dikkat ettiyseniz ”İngilizce öğretmenliğinden mezun bulamıyoruz” gibi bir cümle sarfetti. Keza 17 bin atama bekleyen benim gibi binlerce ingilizce öğretmenini bu cümle inanın çileden çıkardı.
    Sonuç olarak sayın! Bakanın asıl amacı atama bekleyen birçok öğretmeni bezdirmektir. Bunub başka tarifi yoktur.

Sizin de hiç fena fikirleriniz yoktur aslında:

— iyidir *

— iyidir *