Manşet, Politika & Medya — 07/02/2012 10:00

Şeytanın Avukatı Olmak; Ömer Dinçer -2-

Yazar:

Öğretmen atamaları diye diye kafanızı çok şişirdim ve şişirdik eğitim camiası olarak, bu yazıda atamanın a’sından bahsetmeyeceğim. Zaten şu an herkes halinden memnun gözüküyor. Birçok arkadaşım da yollara düştü, görev aşkıyla (!)

Garip bakan Ömer Dinçer’i değerlendirmeye tablet pc dağıtımıyla devam edelim. Bu uygulamaya tek bir şey söylenebilir; Boş teneke çok ses çıkarır! Görüntüde müthiş gözüken bu projenin falsoları, şimdiden çıkmaya başladı. Sanırım Kocaeli’de, ailelerin çoğu verilen tablet pcleri piyasa fiyatının çok altına satmışlar. Tabii ki, bu davranış güzel ve kabul edilebilir değil ancak yok yere veya sebepsiz değil. Çünkü taşrada çoğu aile sadece bir kişinin eve getirdiği maaşla geçiniyor ve bu kişi devlet kurumunda veya yüksek bir pozisyonda çalışmıyorsa, aldığı para 700 lirayı geçmiyor. Böyle bir ortamda tablet pc, lüksü falan geçtim, ailelere, çocuklara ve onların hayallerine hakaret oluyor. Çok yakınen biliyorum ki, ayda bir kez olsun, et veya balık girmeyen evler var. Oradaki çocukların fiziksel gelişimini umursamadan, dostlar alışverişte görsün misali “şekil yapmak” beni etkilemiyor. Biraz fazla ajitasyona kaçtım, işin maddi boyutunu geçip, konuya mental açıdan yaklaşmak istiyorum. Bu bilgisayarları alan ilköğretim (7-15) öğrencileri, zihinsel açıdan teknolojiye alıştırılmış, internetin sadece metin2, Knight Online veya chat olmadığını özümsemiş değiller. Üstelik en ufak suçları da yok bu hususta. Çünkü eğitim sistemini, tamamen sınav geçmeye odaklı hale getiren hükümetler, öğrencilerden herhangi bir şey öğrenmesini istemiyor. Engelli koşu yarışı gibi, üstünden atlayabiliyorsan, o engellerin nasıl olduğunu, nereden geldiğini bilmene gerek yok. En vahimi, bilgi, özendirilmiyor. Ortaokuldaydım sanırım Kemal Derviş’in ülkeye geldiğinde. Onun kültürlü duruşu, İmf’de çalışmış olması, kurtarıcı olması çok etkilemişti, onun gibi biri olmayı hayal etmiştim çocuk aklımla. Şu an ise rol model olarak çocukların önüne Serdar Ortaç’ı, fırıldak yap para kap mottocusu Acun’u koyuyoruz, sonra önlerine de birer tablet pc veriyoruz ve iyi yetişmiş nesiller istiyoruz. Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı.

İyi yetişmiş nesiller demişken, başbakanın, son günlerdeki tinerci, dindar gençlik açıklamalarına bir şey söylenmeli mi, onu bile bilmiyorum. O kadar manasız, içi boş açıklamalar ki, aklıma “acaba ağzından kaçtı da, geri adım mı atamıyor ve hala uzatıyor” düşüncesi geliyor. Demokrasiyi diline pelesenk etmiş birisi için ve onun eline düşmüş bizler için ne kadar kötü bir durum.

Son olarak 19 Mayıs kutlamalarının kaldırılmasına değinmek istiyorum. Geç kalınmış bir uygulamanın yanlış kişiler tarafından yapılıyor oluşu tam olarak. Bu gereksiz ve zoraki gösteriler, gerçekten şölen havasında geçen, koltuk merasimsiz, gençlerin dilediğince eğlenebildiği bir bayram haline dönüşmesi için kaldırılması gerekirken, gençleri iyice asosyal yapacak, eve kitleyecek –ki ışık evleri olur tahminen bu evler- birbirinden koparılma maksadıyla ve planlı bir rövanşın, yeni adımı olarak uygulanıyor. Kimse aksini iddia edemez sanırım. İktidarın, ülke kurucularına olan nefreti, inanılmaz boyutlarda ve geçmişte yaşayıp, geleceğe bakamayan her örgüt gibi, hem çürüyor, maalesef, hem çürütüyor. Gerçi bakan Ömer Dinçer,katıldığı televizyon programında, çok içten ve samimi şekilde, bunun böyle olmadığını iddia etti, çok daha neşeli hale getirileceğini söyledi, buna örnek olarak da Müslümanların misyonerlik faaliyetlerinin sunumu olan Türkçe Olimpiyatları’nı emsal gösterdi. Çelişki, çelişki, çelişki…

Geçen haftaki ve bu yazıyı baştan okursanız, sürekli bir çelişki ve çatışma bulacaksınız. Buna neden olansa, Ömer Dinçer’in yetiştiği kültürün ona izin verdiği kadar gelişebilmiş olması. Şahsi fikrim, başka bir kültürde, başka bir ülkede veya sosyal demokrat bir ailede büyüseydi, çok daha makul birisi olabilirdi. Ama muhafazakarlık böyle bir şey işte ve en iyi yaptığı iş, törpülemek. Bakanın sivri açıklamalarının zamanla azalacağını, normalliğiyle takdir gören bir bakan olacağını söylemek hiç zor değil.

Sizin de hiç fena fikirleriniz yoktur aslında:

— iyidir *

— iyidir *