Twitter

Viennale ’11 – Alps (2011) – Yorgos Lanthimos

Yazar: Asil ÇetinTarih: 4 Kasım
alps3

Yunan yönetmen Yorgos Lanthimos, Dogtooth adlı filmi 2009 yılında Cannes Film Festivali’nde Prix Un Certain Regard ödülüne layık görüldükten ve Akademi Ödülleri’nde en iyi yabancı film dalında aday gösterildikten sonra yeni işleri merakla beklenen bir yönetmen haline geldi. Dogtooth’da genç yönetmenin işlediği hikayeler ve çekim stili post-modern olarak nitelendirilebilecek cinstendi ve belki de bu yenilikçi ve cesur tarzından ötürü yeni filmi Alps (Alpeis) Avrupa semalarında merakla beklenen bir film halini aldı ve sonrasında görücüye çıktığı festivallerde büyük ilgiyle karşılandı.

Alps, Lanthimos’un bir önceki filmi  Dogtooth ile birçok anlamda benzerlikler barındırıyor. Alps teorik anlamda bir devam filmi olmamasına rağmen, Lanthimos’un stiline aşina olmayan sinema izleyicilerinin Alps’den önce Dogtooth’u izlemeleri yerinde olabilir.

Lanthimos’un sinema karakterine aşina değilseniz filmin ilk 40 dakikasından mantıklı hiçbir çıkarım yapamayabilirsiniz. Alps, yönetmenin inovatif sinema tarzı gereği –arkaplanı yaşadığımız Dünya olmasına rağmen- fantastik ve kurmaca bir Dünya’da geçiyor. Tekrar tekrar sorulan bir soru var filmde; “En sevdiğin aktör kim?”. Alps, hayatta oynadığımız rolleri ve bu rollerin takas edilmesini deneysel ve absürt bir şekilde sorguluyor ve bu sorgulamanın sonuçlarını aynı olağandışılıkla, -Lanthimos’dan bekleneceği üzere- ansızın patlak veren şiddet öğeleriyle ve tabusal çıkmazlarla önümüze koyuyor.

 

Alps’in senaryosundan bahsederken “spoiler” vermeden çok da ileri gitmek mümkün değil. Kaba hatlarıyla genç ve hırslı bir jimnastikçi, onun talepkar ve tavizsiz hocası ve orta yaşlarında, şefkatli ve hayatında duygusal anlamda boşluklar yaşayan bir hemşire, filmin üç ana karakteri. Bu kişiler ve çevrelerine konumlandırılan yan karakterler, Lanthimos tarafından film boyunca provakatif bir şekilde işleniyor.

Alps hakkında yapılabilecek negatif eleştiri; Lanthimos’un bayrağı daha da yukarılara çıkarabilir olduğu gerçeği. Dogtooth’un ardından Alps yeterince rahatsız edici değil. Taşlar “absürt küreklerle” yerlerinden oynatılırken daha yaratıcı bir altyapı kurulabilirdi. Alps ne kadar başarılı bir film olsa da Dogtooth’u geride bırakan ve yönetmenin kariyerinde sıçrama yaratan bir eser olduğunu söylemek güç olacaktır.

Alps katiyetle kolay izlenilebilir ve anlamlandırılabilir bir film değil. Modern Avrupa sinemasının en yeni örneklerinden biri ve kesinle ikinci izlemeyi hakediyor. Viennale 2011 kapsamında filmi izlerken dikkatimi çeken bir husus da festival izleyicisinin yerinde gösterdiği refleksler oldu. Viyana Gartenbaukino’yu dolduran 700’ün üzerinde seyirci, Alps’in ilk gösterimine Lanthimos’u tanıyarak ve neyi beklemeleri gerektiği bilerek gelmişlerdi. Bu beklentinin karşılığını vermiş olan bir film olarak uzun süre alkışlandı.

 Yazarın Notu: B+

Yönetmen: Yorgos Lanthimos

Senaryo: Efthymis Filippou ve Yorgos Lanthimos

2011, Yunanistan

Etiketler: ,

Yazar Hakkında ⇩

"Belde tabancayla gözyaşı döken adamdan mutfakta salata yaparken dans eden adama" adlı söyleşisi modernizm konusuna getirdiği sivri açılımlardan ötürü eleştirildi. Sürdüğü hayatta, geri vitesi olmadan geçmişi dikiz aynasından izlemekle yetinen bir özgürlük savaşçısını oynadığı "Olağan Adamlıklar", Olağan Şüpheliler'in devam filmi olarak çekildi. Seksiyi geri getirmek gibi bir gayesi hiçbir zaman olmadı. [Yazarın Tüm Yazıları]

Leave a Reply

— required *

— required *

Deneyimli ya da amatör sinemacıları alanında uzman isimlerle buluşturan Akademİda’nın 2013 atölyeleri için başvurular başladı.   Temmuz ve Ağustos aylarında [...]

Posted 531 gün önce

Günlerden bir mayıs günüydü. 31 Mayıs günüydü. Ufacık bir kıvılcım, dünya çapında koskoca bir yangın başlatmıştı… Pek uzak olmayan bir [...]

Posted 538 gün önce

Mind The AD İstanbul tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen 3.Uluslararası Engelsiz Film Festivali 20-25 Mayıs 2013 tarihleri arasında gerçekleşiyor.   [...]

posted 551 gün önce
KARI-KIZ-MARKSİZM - Meçhul Muhayyil Reyhanlı ve ‘Aşkın Coğrafyası’

Reyhanlı’da üç bomba patladı. Haberlere son kez baktığımda, kırk iki ölü vardı. Kırk iki insan. Kim bilir neydi onları o [...]

TÜRKİYE SİNEMASI - Gökhan Kalan Halam Geldi

Verilen isimler masumlaştırıyor bazen gerçekleri. İşin vahametinin yanında öylesine masum kalıyor ki tanımlar.. Çocuk gelinlerden bahsediyorum. Ne kadar sevimli değil [...]

KIRMIZI VE SİYAH - Ceren Cevahir Gündogan Umay Umay: İki Damla Suyla Camda Karşılaşmak…

Umay Umay, 34 U 442/Veda Busesi, Orospu Kırmızı, Rüya Duvarları, Bütün Güzel Çocuklar Şüpheli, Sokaklar Uyudu Artık Öpüşebiliriz’den sonra geçtiğimiz ay yayımlanan [...]